11.03.2026

Şu anda dünyanın birinci gündem maddesi Orta Doğu ve oradaki İran-İsrail-Amerika savaşı. Esasında Amerika ve İsrail geçerli hiçbir sebep olmadığı halde İran a saldırdı. Avrupa medyasında bu saldırı “Präventivschlag- önleyici saldırı, tedbir amaçlı vuruş“ olarak yer aldı. Yazıyı kaleme aldığım bugünitibari ile savaşın 6. Günü, savaş ne kadar sürer, nasıl biter bir öngörüde bulunmak zor.Şu anda dünyanın birinci gündem maddesi Orta Doğu ve oradaki İran-İsrail-Amerika savaşı. Esasında Amerika ve İsrail geçerli hiçbir sebep olmadığı halde İran a saldırdı. Avrupa medyasında bu saldırı “Präventivschlag- önleyici saldırı, tedbir amaçlı vuruş“ olarak yer aldı. Yazıyı kaleme aldığım bugünitibari ile savaşın 6. Günü, savaş ne kadar sürer, nasıl biter bir öngörüde bulunmak zor.Esasında ben ne dış politika, ne siyaset, ne de uluslararası ilişkiler uzmanıyım. Savaş, silah entrika, sahte bayrak (devletlerin veya grupların kendi eylemlerini düşmanlarına veya üçüncü taraflara mal ederek kamuoyunu manipüle etme saldırısı) anlamadığım işler! Ama diğer taraftan konunun uzmanı olduğunu ileri süren yerli ve yabancı birçok uzman farklı görüşler ortaya koyuyorlar. Sosyal medyada doğru- yanlış yüzlerce yorum dolaşıyor. Ben de okuduklarımdan derlediğim ve kendi akıl ve vicdan süzgecinden geçirdiğim bazı bilgileri sizlerle paylaşıyorum. Öncelikle Amerika ve İsrail in büyük bir teknolojik üstünlükleri bulunsa ve görünürde İran a büyük çapta zarar vermiş olsalar bile vicdani boyutta dünya ölçeğinde kaybettiklerini düşünüyorum. Özellikle savaşın ilk günü 28. Şubat 2026 da İran ın Münib şehrindeki bir kız okuluna atılan füzelerin yaşları 6 ila 12 arasındaki 168 kız çocuğunun ölümüne sebep olması yürekleri dağladı ve unutulmayacak şekilde vicdanları sönmemiş insanların hafızalarına kazıldı.Amerika tüm dünyayı kendine boyun eğmeye zorluyor. Ancak, doğal olmayan hiç bir usulün uzun süre karşılık bulmayacağına tüm kalbimle inanıyorum. Güçle, tehtidle belki istediğinizi elde edebilirsiniz, ama nereye kadar? İnsan duyguları, vicdanı ve merhameti olan bir varlık, çok farklı bir yapısı var. Doğru yanlış her yapılana onay vermez. Nitekim artık Amerikada askerler savaşmak istemiyorlar. Bugün İran a karşı yapılan savaşın İsrail adına yürütülüyor olması halkta ve askerler arasında büyük tepkiye neden oluyor. Amerikada ünüformalı bir asker bir senatörün toplantısını protesto etmek için salondan içeri giriyor ve „ Kimse İsrail için savaşmak istemiyor“diye bağırmaya başlayınca senatörün korumaları tarafından zorla dışarı çıkarılmak isteniyor, bu esnada askerin eli kırılıyor. Salonda tedirginlik baş gösteriyor, birisi „Buradan gidelim, burası berbat“ diyor. Bir başkası yüksek sesle senatör askerin kemiklerini kırdı“diye sesleniyor. Bu ve benzeri tablolarla Amerikada daha çok karşılaşılacaktır. Diğer taraftan Amerika 1948 yılından beri İsrail e 150 milyar dolar para hibe etmiş, yani tamamen karşılıksız geri ödemesi olmayan bir bağış. Amerikan halkı bu gidişaattan oldukça rahatsız ve değişik platformlarda bu dile getiriliyor. Öyle görülüyor ki siyasetçiler halkı tatmin edecek bir cevap vermekten acizler. Amerika dünyada kendi nüfuzunu arttırmak ve ülkesinin çıkarlarını korumak için İngiltere, Japonya gibi irili ufaklı bir çok ülke ile stratejik işbirliği yapıyor, silah satıyor. Bu ilişkiler karşılıklı çıkara dayanıyor, hiç bir ülkeye karşılıksız yardım etmiyor. İsrail istisna! İsrail deki demir kubbe tamamen Amerika tarafından finanse edilmiş. Amerika nın en gelişmiş teknolojileri herkesten önce karşılıksız olarak İsrail e veriliyor. Diğer devletler parasını ödeseler bile İsrail in aldığı silahların bir iki model düşüğünü alabiliyorlar. Bu durum Amerikada içten içe bir dip dalga oluşturuyor ve halkın tepkisi çığ gibi büyüyor, ayrıca Trump un seçim vaadlerinde söylediği „Önce Amika“sloganı ile uygulamada yapılanlar örtüşmüyor. An itibariyle Amerikada İsrail taraftarları ile İsrail karşıtları arasındaki denge bozulmuş durumda. İlk defa Amerika kamuoyunda Gazze soykırımından dolayı Gazze destekçileri İsrail sempatizanlarını geçti. Trump savaşın insani boyutunu hesaba katmıyor. Kendisinin de Epstein davalarında isminin defalarca geçmesi şüpheleri üzerine çevirdi ve Trump „Dikkatleri kendi üzerinden dağıtmak için İrana saldırdı“görüşü ortaya atıldı.İsviçreli Tarihçi  ve Barış Araştırmacısı Dr. Daniele Ganser de farklı bir açıdan dikkat çekiyor: „Herşey 2025 sonbaharında başladı. O zamanlar yeniden seçilen ABD Başkanı Donald Trump, kamuoyuna “sonsuz savaşları” sonlandıracağını açıklamıştı. Ancak perde arkasında başka şeyler yaşamaktaydı. Dubai, Riyad ve Tel Aviv’de gizli toplantılar. Aktörler: Mossad Başkanı David Barnea, CIA yöneticisi William Burns ve Suudi istihbarat temsilcileri. Konu: Orta Doğu’da “büyük sıfırlama”. Hedef İran değildi – ama çok daha büyük bir oyunun dikkat dağıtılmasıydı.1953’e bakın, o  zaman CIA, İran’ın demokratça seçilmiş başbakanı Mohammad Mossadegh’i devirdi çünkü petrol sanayisini millileştirmek istiyordu. Ajax Operasyonu – bugün bile ABD’nin en kirli müdahalelerinden biri olarak görülen bir darbedir. Şah getirildi, SAVAK işkence polisi kuruldu. Şablon tekrarlanıyor – sadece daha büyük ve daha sinsi.Uyanın. Sorular sorun. Gerçeği arayın. Çünkü şimdi susarsak, 2026’daki bu dikkat dağıtma manevrası 21. yüzyılın en büyük suçu olacak – ve hepimiz suç ortağı olacağız.“

Ausgabe: 294 / 15.04.2026
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren