Sayı | Ausgabe: 240 (13.10.2021)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 10.11.2021

salih

Suriye'de ki iç savaş tüm şiddetiyle devam ediyor. Birleşmiş Milletler ve bağımsız gözlemciler muhalefet diye adlandırılan kesimin hiç de homojen, bırakın tam homojen olmayı kısmen homojen, olmadıklarına kanaat getirdiler ve kendini muhalefet diye adlandıran kesimin çok ciddi insanlık suçu işledikleri saptandı. Yani baskı rejim olduğu söylenen Asad yönetimini yıkmak isteyen guruplar ne hak ne hukuk, ne insanlık tanıyor. Ülke güçleri ile girişmiş oldukları çatışmalarada sivil asker tanımadan ortalığı darmadağın ediyorlar. Bu yüzdendir ki BM'den şu anan kadar ortak bir karar çıkmıyor ve ABD'de olmak üzere AB'de temkinli davranıyor. Zira sözde muhalif güçler güven vermiyor ve eşkiyavari ve çetevari hareketlerde bulunuyorlar. BM'in, ABD'nin ve AB'nin temkinli davranmasının diğer bir önemli sebebide Suriye'nin jeopolitik konumu ve toplumunun etnik ve inanç yapısından dolayıdır. Zira orada dengeler bozulursa savaş diğer komşu ülkelere de sıçrayabilir. Bu bağlamda Türkiye'nin çok olgun ve sogukkanlı davranması gerekiyor.
Son günlerde Suriye tarafından bir kaç roket Türkiye sınırları içerisine düştü ve bir kaç Türk vatandaşının ölümüne sebeb oldu. Bu durum tartışmasız çok acı, ancak Suriye'den Türkiye'ye düşen roket veya bombalar kim tarafindan atıldı. Bu sorunun yanıtı çok önemli. Suriye olayın büyümemesi için Türkiye'den hemen özür diledi. Bu ancak roketlerin Suriye güçleri tarafından kasıtlı bir şekilde Türkiye'ye atıldı anlamına gelmiyor. Suriye olayın yatışması için hemen gereğini yaparak özür diledi. Türkiye'de olumlu davrandı, karşılık vermesine rağmen. Suriye ile savaş istemediğini açıkladı.
Türkiye Suriye'de çatışmalar başlaması ile birlikte bir hemen yönetime karşı savaşan belli olmayan gurupların yanında yer alarak, onlara silah desteği ve lojistik destek vererek ağır hatalar yaptı. Bir ülkenin gelişmesi için komşuları ile barış içinde yaşaması ve barışcıl ilişkiler girmesi kacınılmaz. Avrupa ülkeleri bu gerceği görüp bir birleri ile savaşmaktan vazgeçtikten sonra geliştiler. Suriye'de catışmalar başlamadan Türkiye Suriye ilişkiliri çok mükemmel bir şekilde ilerliyordu. Sınır ticareti, turist akını ve karşılıklı ticaret hacmi ciddi bir şekilde çoğalmıştı ve Suriye'ye bir kaç günlüğüne Türk vatandaşı olarak kimlik ile seyahat edebiliyordunuz. Türkiye tarafsız kalmak yerine ne idiği belirsiz muhaliflerin tarafında yer almayı seçti ve ciddi imaj kaybına uğradı. Ancak şimdi durum Türkiye'nin güvenliğini ve gelişmesini doğrudan etkiliyor. Türkiye galeyana gelip Suriye ile savaşa başlarsa - Türkiye ne kadar ordu ve silah bazında üstün olsada - iki taraf da kayba uğrayacak. Zira savaştan hiç kimse tam galip olarak çıkamaz. Savas hem insani hemde ekonomik boyutta bir felakettir. Türkiye savaşı engelleme haricinde bir alternatifi yok. Türkiye 1. Dünya Savaşından ve Kurtulus Savaşından sonra 90 küsür yıldır hiç bir savaşa katılmamıştır (doğudaki çatışmalar hariç). Savaş, hangi ülke olursa olsun, ülke ekonomisi için hüsranla sonuçlanır.
Türkiye oluşan veya oluşabilecek olumsuz tüm olayların makul bir şekilde tırmanmasını engellemeli. Tabiki her ülke saldırı durumunda kendini ve halkını korumalı, ancak bu saldırı doğrudan ve devamlı olursa. Suriye'den Türkiye tarafına düşen bir kaç roket, acı sonuçlara sebeb vermiş olsa dahi, bir savaşa sebeb olmamalı. Savaş katiyetle red edilmesi gereken ve en son çare olarak değerlendirilmesi gereken bir savunma şeklidir.

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren