Sayı | Ausgabe: 236 (15.06.2021)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 13.07.2021

salih

Sureye'deki olaylar geçen yıl mart ayında başlamıştı. Aradan bir buçuk yılı aşan bir zaman geçmesine rağmen, henüz ne sözde muhalifler ne de iktidarda olan güçler ciddi iki tarafta ciddi bir sonuç alamadı.
Esad Rusya, Çin ve İran'in desteği ile en azından sözde muhalif güçlerin önemli bir mesafe almalarını engelleyebiliyor. Emperyalist güçler, başta ABD olmak üzere, İngiltere, Fransa ve Almanya Suriye konusunda yanılgıya uğradılar. Zira Sureye'nin diğer Arap ülkeleri gibi bir kaç ay içinde karıştırılıp, silahli çatışmalar yaratılıp, muhalefeti güçlendirip Esad'ın devrilebiliceği yanılgısına düştüler.
En büyük yanılgıya düşen ve ortada yanlız kalan Türkiye oldu. Catışmalar başladığında RTE ABD'nin gazına gelip Suriye'ye karşı kükremeye başladı ve ABD Sureye'nin kolay bir şekilde düşmiyeceğini anlayınca geri adım attı ve Türkiye RTE'nin yanlış tutumuyla büyük bir sıkıntıya düştü. Bir taraftan çatışmalar başlayana kadar Suriye ile olan iyi ilişkiler bir çırpıda harcandı ve diğer taraftan Türkiye'nin dış siyaset arenasında yavaş yavaş oluşmaya başlayan olumlu imajı birden yok oldu.
RTE bir taraftan İsrail'e haddini bildirmek için çıkışlar yaparken, diğer taraftan İsrail'in bölgede güttüğü siyaseti destekler şekilde siyaset yapıyor.
Suriye konusunu iyi analiz yapmak gerekiyor. Olay diktatöre karşı savaşan özgürlükcü muhalifler bazında değerlendirelecek kadar kolay değil. Suriye'nin kargaşa çıkmadan önceki durumunu savunmak doğrudan Esad'ın uyguladığı siyaseti veya  yönetimi desteklemek olarak algılanmamalı.
Esad'ın uyguladığı politikayı eleştirmek farklı bir konu, emperyalistlerin ve kan emici kolonist güçlerin desteklediği sözde muhalif gercekte hic bir konzepti olmayan ordan burdan toplanan (Libya, Afganistan, Mısır) paralı veya gönüllü askerleride içlerine alan ortalığı en az Esad'ın güçleri kadar kasıp kavuran ve katliamlar yapan çeteleri görmek farklı. Suriye'de muhalefet yokmuydu. Tabiki vardı, ancak şu an her tarafa saldıran sözde muhalifler değildi gerçek muhalifler. Şu an muhalefet diye adlandırılan guruplar emperyalist ve kolonist güçlerin desteği ile ne pahasına olursa olsun Esad'ı devirmek için kullanılan kişilerdir.
Esad'ın uyguladığı yanlış politikalara rağmen Esad'ın düşmesini istemek emperyalist ve kolonist güçleri desteklemek ve ekmeklerine yağ sürmek demektir ve daha sonra doğacak vahim sonuçları kabullenmek demektir. Zira Esad gidecek olursa Suriye kan gölüne dönecek şu anki insanlık dramlarının kat kat fazlasını göreceğiz. Muhalifler kendi aralarında çatışırken Esad giderse iç güvenliği ve istikrarı nasıl sağlıyacaklar. Bu durum emperyalist ve kolonist güçlerin hiç umurunda değil onların tek isteği Ortadoğuda gerçekleştirmek istedikleri projeye engel iktidarları türlü türlü oyunlarla tek tek ortadan kaldırmak. Onların amacı Suriye'den sonra - Suriye'de kendilerine bağlı bir iktidar oluşturduktan sonra - İran'a göz dağı vermek veya saldırmak.
Emperyalist güçlerin gerçek yüzünü artık görmemiz gerekiyor. Onların demokrasi getireceğiz veya totalitär ülkelerde demoktratik güçleri destekliyoruz gibi söylemlerine kimsenin kanmaması gerekir. O kadar özgürlükcü veya demokrasiyi savunuryorlarsa insanları hür yaşamalarını istiyorlarsa Arabistan'a da demokrasi götürsünlerde görelim. Ama Arabistan'a karışmazlar sebebi ise başı, çünkü oradaki iktidardaki aile zaten emperyalistlerin emrinde.

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren