Sayı | Ausgabe: 240 (13.10.2021)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 10.11.2021

Geçen sayımızda siyasi sistemler ve demokrasi yazısına başlamıştım ve bu sayıda Türkiye’de yerel seçim sonuçları üzerine devam edeceğim, ancak bu süre içerisinde bir hayli yorum yapıldığı için konuyu biraz kısa tutacağım.
İnce ayrıntılara girmeden yerel secimleri AKP kazandı diyebiliriz. Seçimin asıl mağlubu ise CHP’dir. Tek partili dönemden çok partili sisteme geçildikten sonra CHP 70’li yıllarda kısa bir süreliğine başarı gösterip ondan sonra sürekli bir seçim kaybetme moduna girmiştir.
Türkiye’de MHP ve diğer sağ partilerle birlikte AKP’nin de aldığı oyu hesaplarsak, sağ veya konservatif kesimin oy potansiyeli yüzde 70’lere varıyor. Türkiye’deki konservatif kesimin demokrasiyi tam özümsemediği sorununu bir yana, konservatif kesimin böyle ciddi bir oy potansiyeline sahip olması demokrasi açısından pek sağlıklı değil ve dengeler açısından da olumlu bir gelişme değil.
Zira, demokrasi dengeler sistemidir. Sistem içerisinde (sisteme hizmet ederek sisteme karşı olmadan veya sisteme alternatif oluşturmadan) bir çok dengenin uyması gerekir. Sömüren-sömürülen, konservatif-sosyal demokrat-liberal ve diğerleri, sendikalar-iş veren kurumları, kuvvetler dengesi (yasama-yürütme-yargı), vb. Bu dengeler oluşturulmadı mı tam anlamı ile bulunduğumuz siyasi sistem açıklamasında demokrasiden bahsedilemez.
Yaşamın her alanında, spor müsabakası olsun, ticaret olsun, eğitim veya her hangi bir oyun olsun, mağlup olan daha iyi olabilmek ve bir dahaki sefere kazanmak için hatalarını inceler ve o hataları bir daha yapmamaya uğraşır. CHP’de bu gayreti ne yazık ki göremiyoruz. Seçim kaybettikçe ısrarla seçim kaybetmesine sebeb olan davranış ve konzept veya daha doğrusu konzeptsizlikle yoluna devam etmeye çalışıyor veya daha doğrusu yerinde sayıyor. Normal işleyen demokrasilerde seçim kaybeden partinin başkanı ya partisine ikna edici yeni bir yol çizer veya istifa ederek yeni kisilere yol açar. Ancak Türkiye’de bir kurumun veya partinin başına gelen oturdugu koltuğa yapışıyor, ondan sonrada o kişiyi indir indirebiliyorsan.
Bence CHP’nin en büyük sorunu gerçek anlamda sosyal demokrat olmaması ve sosyal demokrat siyaset yapmaması. Tutarsızlıkla ve her şeyden biraz olayım diyerek  zik zak yaparak seçmenin güveni kazanılmaz. Tutarsızlık seçmen gözünde ciddi bir oy kaybına sebeb olur. Siyasi çizginizde tutarlı olursanız seçen belirli bir süre sonra hangi duruşu sergilediğinizi ve hangi konuda hangi tavırı sergilediğinizi bilir ve ona göre güvenerek oy verir.  CHP ne yazık ki geçen seçimde sadece AKP’nin yanlışları üzerinden oy toplamaya çalıştı kendini yeterince anlatamadı ve tutarli bir siyasi çizgi sergiliyemedi.
Beğenilsede beğenilmesede Tunceli’nin bir ilçesinde TKP’nin belediye seçimlerini kazanması – belediye seçimleri  ne kadar aday odakli olsada – demokrati açıdan bakıldığında önemli bir olay. Zira Türkiye’de daha kısa bir süre öncesine kadar yasaklı olan bir parti belediye başkanlığını bir ilçede de olsa kazanıyor. İyi bir gelişme. Yasaklarla bir yere varılamıyacağını er veya gec her yönetim görmek zorunda kalır.
Türkiye’de sembolik anlamı çok yüksek olan ve emekçiler için ciddi bir öneme sahip 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması iktidar tarafindan yasaklanıyor ve bu şekilde barış içinde kutlanacak bir günde yine bir çok kişinin gereksiz yere canı yanacak ve mağdur olacak. Geçen yıl Taksim meydanındaki tamirat bahene gösterilmişti, bu yıl bahane dahi olmadığı halde kutlamalar Taksim’de yasaklanıyor. Emekçilerin bu yasağa uymayacağını bilerek. Bu yasaklama gereksiz ortamı germek ve huzursuluk yaratmaktan başka hiç bir işe yaramaz.
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren