Sayı | Ausgabe: 240 (13.10.2021)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 10.11.2021


 

2012 yılı krizler yılı olarak tarihe geçecek. Bir taraftan ekonomik kriz, diger taraftan doğal felaketler ve savaşlar.
Avrupa Birliği 2012 yılını çok zor atlattı, neredeyse Birliğin olmasada para birimi birliğinin dağılması ciddi bir şekilde tartışılmaya başlanmıştı.
Yunanistan'ın bir tülü bitmeyen sorunları, ardından İspanya, Portekiz, İrlanda, İtalya ve Fransa'nin ciddi bir ekonomik sarsıntı gırdabına girmesi, bir çok Avrupa Birliği savunucusunda en azından para birliği konusunda süphe uyandirmaya basladi. Tüm sorunlara ragmen 2012 yilinin sonuna dogru Avrupa Merkez Bankasi Baskani Mario Draghi (nami diger süper Mario) ne pahisan olursa olsun, para birimi Euro'nun Merkez Bankasi tarafindan müdahalelerle deger kaybinin engellenecegine dair aciklamasi krizdeki Avrupa ekonomilerini bir nebze de olsa rahatlattı.
Neredeyse iki senedir medyaları ve tüm ekonomi uzmanlarını meşgul eden Yunanistan'ı kurtarma olayı veya projeleri aslında Almanya, İngiltere, Fransa ve diğer Avrupanın güçlü ülkelerinde bulunan bankaları kurtarma planlarıdır. Yunanistan'a aktarılan paralar doğrudan bu bankalara Yunanistan'ın geri ödemesi olarak dönüyor. Yani Yunanistan'a aktarılan paralarla bankalara olan borç ödeniyor, bu da vatandanşları ödedikleri paralarla oluyor. Kapitalist sistem sistemin en güçlü temeli olan bankları kurtarmak için vatandalşları milyarlarca parasını harcamakta gözünü kırpmıyor ve bu yapılanların bizler için yapıldığını bizlere inandırmaya çalışıyorlar.
ABD'de seçimleri Obama kazandı. Ancak geçen yazımda da belirttiğim gibi Obama'nın veya başka bir kişinin seçimleri kazanıp ABD'ye başkan olması ABD'nin dış siyaset için fazla bir şey değiştirmiyor. ABD'de doymak bilmeyen kapitalist şirketlerin lobilerinin gücünü kimse kıramıyor ve ABD'nin dış siyasetini ABD'de at koşturan çıkar lobileri belirliyor. Ortadoğu, Yakındogu, Filistin konusunda ABD'nin izledigi siyasetin son 40 yılını inceliyecek olursak basa kim gelirse gelsin hiç bir şeyin değişmediğin görürüz. Yani barış ödülü almış Obama'da kuzu kuzu ABD'nin sebeb olduğu veya dolaylı bir şekilde kendisinin yürüttüğü savaşlara onay vermek zorunda, sivillerinde ölümünü göze alarak. Dünyada sözde demokratik devletler, başlarında ABD gelmek üzere, idare ve yönetimlerini yalan üzerine kurmuşlar. İsleri güçleri sermayaye yarayan sistemi yalanlarla ayakta tutmak. Bin Laden'ın tartışmasız terörist olduğunu kabul edelim. Buna rağmen, sürekli adalet, hukuk devleti ve demokrasiden bahseden ve dünyanın her tarafina demokrasi ve hukuk devleti yerleştirmek isteyen bir ülkenin başkanı hem de Barış Ödülü almış bir başkan, oturmuş televizyondan, hiç yüzü kızarmadan Bin Laden'in yargısız infazını seyrediyor, yani cinayeti izliyor ve bu cinayetin işlenmesinde baştan itibaren kendi parmağı var, zira kendisi ABD'nin başkanı ve bu durumda hem silahlı kuvvetlerin hem de gizli haber örgütlerinin başkanı, yani kendisinin haberi olmadan öyle bir eylemin yapılması mümkün değil. Bu gibi şeyler cereyan edince dünya düzeninin yalana dayalı kurulu olduğu su götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.
Avusturya 2012 yılında skandallarla sarsıldı. Eski İç İşleri Bakanı Strasser'in para karşılığında görevini lobi çalışmaları için kötüye kullanma ile ilgili davası başladı ve şu anki duruşma süreci içersininde ifadeleri ile ne yazıkki kendini acıncak duruma düşürdü. Sürekli kendisini tuzağa düşüren iki İngiliz gazetecisini, kendisinin fark ettiğini ve oda onları tuzağa düşürmek için görüşmelere devam ettiğini ifade ediyor, ancak hazırdaki deliller aksini gösteriyor, tabiki dava sonuçlanamadığı için halen suçsuz olduğu sayılmalı. Bir diğer davada eski maliye bakanı Grasser ile ilgili. Halen sonuçlanmayan araştırmaların Ocak ayı başında sonuçlanması bekleniyor ve büyük bir ihtimalle Grasser hakkında dava acılacak.
2012 yılının sonuna doğru Salzburg'da patlayan skandal 2012 için iyi bir kapanış oldu. Salzburg'da yarım milyara yakın bir bütceyle mali konulardan sorumlu bir eyalet görevlisi bu parayi spekulativ işlerde kullanmış ve işin trajikomik yanı eyalet tarafından yetkili kişilerden vekaletlendirilerek. Yani Salzburg Eyaleti vatandaşın parası ile çok riskli olarak borsada kumar oynamış sayılır ve sorumlular halen istifa etmedi. Yüzsüz siyasetci tipi herhalde artık her ülkede normal durum haline geliyor. Geliri düşük kişi ve ailelere yardım konularını görüşürken kılı kır yaran siyasetciler milyarları yüksek riskli işlere yatırırken fazla düşünme gereği hisetmiyorlar ve sonunda bu zararı yine vatandaşların sırtlarınya yükleyecekler.
Tüm olumsuzluklara rağmen yeni yılınızı kutlar barış, huzur ve sağlıklı bir gelecek temenni ederim.

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren