10.12.2025

Hukuk, insan aklının soğukkanlı bir düzenidir. Ancak günümüzde insan aklı, yerini yavaş yavaş yapay zekânın (KI) soğuk mantığına bırakıyor. Bu geçiş, bazen kolaylık sağlarken bazen de büyük bir karmaşa yaratıyor. Avusturya’da geçtiğimiz günlerde yaşanan olay bunun en çarpıcı örneklerinden biri: Bir avukat, müvekkilinin davası için Künstliche Intelligenz’e başvurdu  ve sonuç tam bir felaket oldu. Olay şöyle gelişti: Bir savunma avukatı, uyuşturucu kaçakçılığı suçundan hüküm giyen bir müvekkili adına Nichtigkeitsbeschwerde (hükmün iptali için temyiz başvurusu) hazırlamak istedi. Ancak bu başvuruyu kendi hukuk bilgisiyle değil, bir yapay zekâ programının yardımıyla yazdı. Kağıt üzerinde bu, zamandan kazandıran modern bir yöntem gibi görünebilir. Fakat yapay zekâ, hukukta “yaratıcılığını” biraz fazla kullandı: Başvuruda yer alan yüksek mahkeme kararlarının bir kısmını tamamen uydurdu. OGH bu sahte alıntıları hemen fark etti. Yargıçlar, belgede yer alan kararların aslında hiç var olmadığını, “kanıt” olarak gösterilen davaların ise tamamen hayal ürünü olduğunu belirtti. Mahkeme dilekçeyi reddetti ve avukatı ciddi şekilde uyardı. Kararda açıkça şu ifade yer aldı: “Başvuru, açıkça yapay zekâ tarafından oluşturulmuş ve hiçbir profesyonel denetime tabi tutulmamıştır.”Hukuk, insan aklının soğukkanlı bir düzenidir. Ancak günümüzde insan aklı, yerini yavaş yavaş yapay zekânın (KI) soğuk mantığına bırakıyor. Bu geçiş, bazen kolaylık sağlarken bazen de büyük bir karmaşa yaratıyor. Avusturya’da geçtiğimiz günlerde yaşanan olay bunun en çarpıcı örneklerinden biri: Bir avukat, müvekkilinin davası için Künstliche Intelligenz’e başvurdu  ve sonuç tam bir felaket oldu. Olay şöyle gelişti: Bir savunma avukatı, uyuşturucu kaçakçılığı suçundan hüküm giyen bir müvekkili adına Nichtigkeitsbeschwerde (hükmün iptali için temyiz başvurusu) hazırlamak istedi. Ancak bu başvuruyu kendi hukuk bilgisiyle değil, bir yapay zekâ programının yardımıyla yazdı. Kağıt üzerinde bu, zamandan kazandıran modern bir yöntem gibi görünebilir. Fakat yapay zekâ, hukukta “yaratıcılığını” biraz fazla kullandı: Başvuruda yer alan yüksek mahkeme kararlarının bir kısmını tamamen uydurdu. OGH bu sahte alıntıları hemen fark etti. Yargıçlar, belgede yer alan kararların aslında hiç var olmadığını, “kanıt” olarak gösterilen davaların ise tamamen hayal ürünü olduğunu belirtti. Mahkeme dilekçeyi reddetti ve avukatı ciddi şekilde uyardı. Kararda açıkça şu ifade yer aldı: “Başvuru, açıkça yapay zekâ tarafından oluşturulmuş ve hiçbir profesyonel denetime tabi tutulmamıştır.”
Yapay zekânın “hallüsinasyonu”Bu tür durumlar, teknoloji dünyasında “hallüsinasyon” olarak adlandırılıyor. Yani yapay zekâ, gerçekte var olmayan bilgileri, sanki varmış gibi üretiyor. Bir bilgisayarın hata yapması normaldir; ama bir hukuk metninde bu tür hatalar sadece utanç değil, adaletin kendisi için tehlikedir. Çünkü bir kelime, bir madde, bir içtihat farkı bir insanın özgürlüğüne, hatta hayatına mal olabilir. Avukatın amacı muhtemelen zamandan kazanmak, belki de dilini süslemekti. Fakat bu olay, hukuk dünyasına sert bir ders verdi: Hukuki sorumluluk devredilemez. Bir dilekçenin altında insan imzası varsa, sorumluluk da insana aittir.
Yapay zekâ hukukta neden cazip hale geldi?Son yıllarda Avusturya’daki birçok hukuk bürosu, yapay zekâ destekli yazılım araçlarını kullanıyor. Karar arama motorları, dava analiz sistemleri, hatta dilekçe taslakları hazırlayan programlar artık günlük işlerin bir parçası. Bu, hız ve verimlilik açısından büyük bir avantaj. Fakat her teknoloji gibi, burada da sınır çizmek gerekiyor. Yapay zekâ, bilgiyi analiz edebilir, önerilerde bulunabilir, hatta metin oluşturabilir. Ama hukuki muhakeme yapamaz. Yasayı yorumlamak, vicdan ve deneyim gerektirir; algoritmaların vicdanı yoktur.
Sorumluluk kimde?Bu olay sadece bir “teknik hata” değil, bir etik ihlalidir. Çünkü avukat, müvekkilinin kaderini bir yazılımın ellerine bırakmıştır. Oysa Avusturya Avukatlık Yasası (RAO) açıkça belirtir: Bir avukat, görevini bağımsız, dikkatli ve sorumlu biçimde yürütmelidir. Sahte kaynaklarla dolu bir dilekçe sunmak, sadece bireysel bir hata değil, adalet sistemine olan güveni de zedeler. Bu noktada akla şu soru geliyor: Bir yapay zekâ tarafından hazırlanmış bir metni, insan onayı olmadan mahkemeye sunmak “mesleki ihmal” midir, yoksa “yeni bir çağın kaçınılmaz sonucu” mu? OGH’nin verdiği yanıt net: Ne kadar gelişmiş olursa olsun, bir makine insanın yerini alamaz. Hukuk metinleri yalnızca mantıkla değil, sorumlulukla da yazılır.
Yapay zekânın yeri: yardımcı mı, yargıç mı?Bu olay, hukukta yapay zekânın geleceğini de tartışmaya açtı. Birçok ülkede, yapay zekâ destekli karar sistemleri veya dava tahmin yazılımları kullanılmaya başlandı. Ancak Avusturya örneği, bu teknolojilerin denetimsiz kullanımının ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterdi. Yapay zekâ bir avukatın yerine geçmemeli; bir asistan, bir kaynak, bir yardımcı araç olarak kalmalıdır. Hukukun özü insan aklı, adalet duygusu ve deneyimdir. Bilgi üretmek kolaydır, ama bilgiyi doğru biçimde kullanmak insanın görevidir.
Teknolojiyi değil, sorumluluğu unutmamakBu olay, hukuk dünyası için bir utanç değil, bir uyarıdır. Evet, yapay zekâ geleceğin bir parçası. Ama unutmamak gerekir ki, adalet sisteminde her “yardımcı araç” bir “yardımcı zeka” değil. Bir makine hatalı kararlar uydurabilir, ama bir insan o hatayı durdurabilir. Avukatlar, hakimler ve savcılar için dijital çağda en önemli kural şudur: Yapay zekâdan faydalan, ama asla ona teslim olma.

Ausgabe: 290 / 10.12.2025
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren