Sayı | Ausgabe: 214 (14.08.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 17.09.2019


Bir hristiyan ülkesinde yaşadığımız için bu insanların ahiretteki durumu  ile ilgili sorular zaman zaman aklımıza gelebilir. Bu yazımda bu konuda kafa yoran islam alimlerinin görüşlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Allah (C.C) yeryüzüne gönderdiği ilk insanı peygamber yapmış, ve ona çocuklarına teblig etmesi için buyruklarını bildirmiştir. İnsanların başıboş ve keyfi yaşamamaları için yeryüzünde hayatın peygamberlikle başlaması çok önemli bir hadisedir. Yüce Allah dünyayı zaman ve mekan olarak tıpkı bir karpuzu dilimler gibi dilimlemiş ve herbir dilimi bir peygambere vermiştir. İlk dilim Hz. Ademe ve son dilim de (610 yılından başlayıp kıyamete kadar geçecek süreçtir)  Hz. Muhammed e ayrılmıştır. Zamanla toplumda değişiklikler meydana geldiği için Allah (C.C)  yeni gönderdiği dinle eskisinin hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır. Şimdi Allah katında geçerli yegane din islamdır. Bu durumda „müslümanların dışında kimse cennete gidemeyecek mi?“ sorusu akla geliyor. Bir defa islam alimleri peygamberimiz geldikten sonra yeterli ve doğru bilgiyi aldığı halde islamı kabul etmeyen kişilerin cennete giremeyecekleri konusunda ittifaktırlar. Fakat bu alemde herkes islamiyetle tanışma açısından eşit şansa sahip değil. İnsanlar doğup büyüdükleri ortamın etkisinde kalabilmektedirler. Hristiyan bir toplumda yaşayarak, hristiyan bir anne-babanın telkiniyle büyümekle müslüman bir toplumda müslüman bir ailede  büyümek aynı şey olmasa gerek. Biz insanlar Cenab-Hakkın yaratılışla ilgili hikmetlerinin hepsini bilmiyoruz. Bunlari ahiret yurdunda sergilendiği zaman görecegiz. Diğer taraftan Allah ın (C.C) adaletinden de asla şüphe etmiyoruz. Bazı islam alimleri bu zamanda yaşayan gayri müslümleri fetret devrinde yaşayan insanlara benzetiyorlar.
Fetret, kesilme manasınadır, peygamberlerin gönderilmesine ara verilerek, İlâhî vahyin kesildiği zamana denir. Bilhassa Hz. İsa ile son Peygamber Hz. Muhammed (S.A.V.) arasında geçen zaman için kullanılır. Böyle bir zamanın insanlarına fetret devrinde yaşayan kimseler denilir.
Peygamberimizin, peygamber olarak gönderilmesinden sonra, dünyaya geldikleri halde, yalnız olarak, dağ başında veya yeryüzünün bilinmeyen bir yerinde yaşadıkları için kendilerine İslâm'ın sesi ulaşmayan Huluslar dahi, fetret zamanında yaşamış insanlar hükmündedir.
Dolayısıyla bunlar bu cihetle mazur sayıldıklarından namaz, oruç gibi dinî hükümlerle mükellef olmazlar. Ancak, Cenâb-ı Hakk'a iman etmenin bunlara farz olup olmaması hususunda ihtilâf vardır.
Eş'ariye'ye göre sırf akıl ve fikir Allah'ı bilmede yeterli değildir. Herhalde Allah'a imanın vâcib olması, din ile sabit olur. Fetret devri insanları, imân etmemekten dolayı Cehennem'e konulmazlar. Nitekim, "Biz bir kavme Resul göndermedikçe azab etmeyiz", âyeti de bunu ifâde etmektedir.

Hanefîlerin itikattaki imamları olan Mâtüridî'ye göre sadece kendisinin ve bu âlemin bir yaratıcısı olduğunu bilmekle mükelleftir. Diğer iman hakikatlerine ve İslâmî hükümlere aklıyla erişemeyeceği için, onlardan mes'ul değildir. Cenâb-ı Hakk'a iman etmek yaratılış gereğidir. Herkes aklıyla Allah'ın bir olduğunu anlayabilir. Bir insan nerede ve hangi zamanda bulunursa bulunsun, daima, uyanık fikrine çarpan, hikmet ve san'atla yaratılmış binlerce eserleri görüp dururken, bunlann Yüce Yaratıcısının varlığına akılla yol bulamaması caiz görülemez.
Ehl-i fetret hakkında üstad Bediüzzaman Hazretleri  Mektubatta  (Mehmet Kırkıncı hocanın sadeleştirmesiyle) şöyle demektedir:
"Ehl-i fetretin, dinin teferruatındaki hatalarından dolayı ceza görmeyeceklerinde bütün âlimler fikir birliği içindedir. Hattâ İmam-ı Şafiî ve İmam-ı Eş'ari'ye göre, bunlar iman etmeyip küfre girse, ondan dahi mes'ul olmazlar. Çünkü, mes'uliyet ancak peygamber gönderilmesi ile tahakkuk eder. Ayrıca peygamber gönderilmiş bulunduğunun ve peygamberin vazifesinin mahiyetinin de bilinmiş olması gerekir ki, mes'uliyet bahis mevzuu olabilsin. Eğer peygamberlerin irşâdlan, zamanın geçmesi ve gaflet gibi sebeblerden dolayı gizli kalır da anlaşılmazsa, bunlara vâkıf olamayanlar ehl-i fetret sayılırlar ve azab görmezler."
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren