Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

Geçenlerde katıldığım bir toplantıda değisşik dinlere mensup katılımcılar kısa kısa kendi dinlerine göre„Yaratılışın korunması“  konusunu ele aldılar. Genç bir Hırvat okul hayatı boyunca dindersinde çevre konusunu işlemediklerini söyledi. Bizde de durum pek farklı değil.Geçenlerde katıldığım bir toplantıda değisşik dinlere mensup katılımcılar kısa kısa kendi dinlerine göre„Yaratılışın korunması“  konusunu ele aldılar. Genç bir Hırvat okul hayatı boyunca dindersinde çevre konusunu işlemediklerini söyledi. Bizde de durum pek farklı değil.Çevre bilinci ile  ahlak ve din duygusunun yakın bir ilişki içinde olduğunu düşünüyorum. Günümüzde insanlar çoğu zaman bilerek bazen de bilmeden çevre katliamı yapabiliyorlar. Ormanların yok edilmesi, geri dönüşümü olmayan maddelerin tüketilmesi, hem bugün bizlere hem de gelecek nesillere zarar verecektir.Yüce dinimiz bize bu dünyada misafir olduğumuzu telkin eder, bir yolcu gibi yaşamamız gerektiğini söyler , hayatın ve bize sunulan nimetlerin emanet olarak verildiğini ve bu bilinçle yaşamımızı devam ettirmemizi vurgular. Mülkün gerçek sahibi Allah'tır. Bu manada insan kendi vücuduna, kendi tarlasına zarar veremez, çünkü gerçek anlamda „benim“ dediği şeyler kendisine ayit değildir. Rabbimiz Hz. Ademi ve onun şahsında tüm insanlığı yeryüzünün halifesi olarak yaratmiış ve ona görev ve sorumluluklar yüklemiştir. Halifenin vazifesi yaratılmışları korumak ve onların güzelliğini bozmadan, kirletmeden gelecek nesillere aktarmaktır. Allah nazarında halifelik vazifesini yerine getirmeyen insan asi bir kul durumundadır.Çevre bilincini arttırmak için başta eğitimcilere, imamlara, anne ve babalara, siyasetcilere, yerel yönetimlere büyük görevler düşmektedir. Bireysel sorumluluk duygusuna sahip olmak çevrenin korunması ve temiz tutulması için oldukca önemlidir. İslam dininde kollektif vazifeler olmakla birlikte emir ve yasakların % 99'u bireysel ve kişiye özgüdür. Gelecek nesillerin temiz hava alabilmeleri, sağlıklı ve kirlenmemiş su içebilmeleri, kırlarda koşabilmeleri, topraklardan bol ve bereketli ürün alabilmeleri bugün bizim atacağımız adımlara bağlıdır.Çevreyi bozmak ve kaynakları yok etmek hepimizi tehtid ediyor.Hergün aldığımız gıda maddelerini, kullandığımız suyu, teneffüs ettiğimiz havayı daha dikkatli tüketmeliyiz. Asırlarca oluşmuş fosillerden oluşan bugün kullandığımız petrol, doğal gaz  ve kömür kaynakları sınırlıdır. Enerjinin sürekliliğini sağlayabilmemiz için yenilenebilir, tükenmeyen doğal kaynaklara yönelmemiz gerekir. Avusturya da günlük kullandığımız enerji kaynağını seçebilme hakkımız vardır. Temiz enerji kaynaklarını tercih edebiliriz.Kıyıların kirletilmemesi, deniz kenarındaki arazilerin yağmalanmaması, sanayi atıklarının çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde imha edilmesi oldukca ciddi konulardır. Bu konuda kanunlar ve suçlu kişiler için cezai müeyyideler mutlaka vardır. Ama ondan da ötesi bu bir ahlak meselesidir. Unutmamalıyız ki biz dünyayı çocuklarımızdan ödünc aldık. Her insan aynı zamanda yüce Yaratan'ın eserlerini sergilediği bu muhteşem yeryüzünün birer seyircisi ve sahididir. İnsana çok şerefli bir makam ve yüksek bir paye verilmiştir. Birgün bu sergi kaldırılacak, gösteri bitecek ve insan bu salondan alınıp sorguya çekilecektir. Hiç kimse ihmal edilmeden, insanlara tek tek dünyada nasıl bir hayat geçirdikleri sorulacaktır.Çevre konusu camilerde vaaz ve Cuma hutbelerinde dile getirilmeli ve bir farkındalık oluşturulmaya çalışılmalıdır. Bu konu dinin ilgilenmediği bir konu değil, aksine dinin hassasiyetle durduğu „ahlak“ ve „kul hakkı“ kapsamına girmektedir. Peygamber efendimiz kıyametin kopacağını da bilseniz eger elinizde bir fidan varsa onu dikiniz buyurmustur. Başka bir hadiste dikilen ağaçtan kim istifade ederse insan, hayvan veya kuş, ağacı diken için sadaka hükmüne geçer demiştir. Ayrıca kesilen agacın yerine başka bir agaç dikilmesini emretmiştir.

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren