Sayı | Ausgabe: 219 (16.01.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 13.2.2020


Değerli okurlar... Bu haftaki köşemi meme kanserine ayırmak istedim. Daha önce kanserle ilgili yazılarımı okumayanlar için kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum. Kanser; şu andaki bilimsel çalışmalar doğrultusunda tam olarak nedenini bilemediğimiz, kendi vücut hücrelerimizin kontrolsüz ve aşırı çoğalmalarıdır. Bu hücreler bulunduğu yerde ya da kanla taşınarak başka doku ve organlarda, yaşamsal fonksiyonların devamlılığına engel olarak vücudumuza zarar verirler. Yani, vücudumuz bu hastalığı kendi yapıyor, ve yine kendi zarar görüyor.
Meme kanseri, maalesef tüm dünyada en çok karşılaşılan kanser türleri arasında 3. sırada yer alıyor. Meme kanseri sadece kadınlarda görülmez. ERKEKLER de meme kanserine yakalanabilirler. Kadınlara oranla daha az görülmesine karşın, özellikle Amerika gibi Fast-Food tüketiminin çok olduğu ülkelerde erkeklerde de meme kanseri vakalarına rastlanılmaktadır.
Meme kanseri, meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz ve aşırı çoğalmalarıdır. Teorik olarak meme dokusu ameliyatla alındığında bu durum ortadan kalkar. Ancak çoğu vakalarda, teşhis geç konulduğu için kanserli hücreler çoktan yayılmış olur. İlk gideceği yer koltukaltı lenf bezleridir. Burada da çoğalmaya devam eden hücreler, maalesef lenfoma adı verilen lenf bezi kanserine neden olurlar. Lenf sıvısı tüm vücudu dolaştığı için, artık kanserli hücreler de rahatlıkla tüm vücuda dağılmış olur ve tedavi için çok zor bir durum oluşturur. İşte bu nedenle tüm hastalıklarda, ama özellikle KANSERDE ERKEN TEŞHİS ÖNEMLİDİR.
Mammografi (Meme röntgeni) meme kanseri teşhisinde en etkili yoldur. Amerikan Kanser Derneği 40 yaş üstü kadınlarda yılda 1 kez mammografi öneriyor. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanlığı da AB ile uyum çerçevesinde 50 yaşından itibaren düzenli kontrolleri destekliyor. Ancak Türkiye’de görülen meme kanseri vakalarının yarısı 50 yaş altında olduğu için, yeni düzenlemelere gidiliyor ve 40 yaşından itibaren mammografi uygulamasına daha sıcak bakılıyor.
Peki erken teşhis için ne yapmalıyız? Öncelikle Avusturya’da e-Card sahibi 45 ile 69 yaş arasındaki kadınlar erken tanı için ÜCRETSİZ olarak mammografi çektirebilirler. Ayrıca her iki yılda bir olmak üzere yine ücretsiz olarak bu hizmetten yararlanabilirler.
Mammografi acı vermesi ve radyasyon içermesi nedeniyle kadınlara korkutucu gelmekte, ve bu nedenle de sürekli ertelenmektedir. Ancak mammografi sırasında verilen radyasyon, İstanbul-New York arası uçak yolculuğunda alınan radyasyonla aynı miktarda. Yani normal hayatımızda da bu kadar radyasyonu alıyoruz. Bunlardan korkup teşhisi geciktirmek, ileride daha ağır hastalıklara yakalanma riskini artırır.
Bunun dışında, her birey kendini iyi tanımalı ve kendi kendinin doktoru olmalıdır. Evde meme muayenesi ile kanserde geç kalmanın önüne geçilebilir. Çünkü kanser hücreleri 1-2 ay gibi çok kısa süreler içinde çoğalabilirler. Yıllık mammografinizi çektirdiniz. Temiz çıktı. Ama hemen arkasından birkaç ay içinde kitle oluşabilir. Bunu da en iyi kendimiz evde meme muayenesiyle fark edebiliriz.
Evde meme muayenesi ayda en az 1 sefer yapılmalı. Adet başlangıcından 6 -7 gün sonra, hormon seyiyesi düşük olduğu dönemde yapılmalı. Önce ayna karşısında renk, şekil değişikliği var mı diye kontrol edin. Sonra da yatarak, kontrol ettiğiniz meme tarafındaki kolunuzu yukarı kaldırıp, diğer elinizle memenizi kontrol edin. İlk muayenede bazı sertlikler hissedeceksiniz. Bunlar sizin kendi doğal dokunuz. Bunları iyice öğrenin. Ancak zamanla bu sertliklerin dışında, yabancı, alışık olmadığınız bir kitle hissederseniz hemen doktorunuza başvurmalısınız.
Unutmayın. Kanser de tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ancak teşhisi ne kadar erken olursa, tedavisi de o kadar kolay olur. En ufak bir şüphenizde lütfen doktorunuza başvurunuz.
Soru, görüş ve önerileriniz için mail yollayabilirsiniz.
Sağlıkla kalın...
Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren