Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

16.01.2020

Uyku, vücudumuzun kendini yenileyebilme, tamir edebilme mekanizmalarının çalışabilmesi  için gerekli olan en temel ihtiyaçlardandır. Sağlıklı yetişkin bir insanın günde 6 saatten az, 10 saatten fazla olmamak üzere, yaklaşık olarak 7-8 saat uyuması, özellikle beyin hücrelerinin yapılanması ve yenilenmesi için elzemdir.Uyku, vücudumuzun kendini yenileyebilme, tamir edebilme mekanizmalarının çalışabilmesi  için gerekli olan en temel ihtiyaçlardandır. Sağlıklı yetişkin bir insanın günde 6 saatten az, 10 saatten fazla olmamak üzere, yaklaşık olarak 7-8 saat uyuması, özellikle beyin hücrelerinin yapılanması ve yenilenmesi için elzemdir.Ergenlik dönemi öncesinde vücut o kadar hızlı büyür ki; uyku ihtiyacı da, yaşamın geri kalanına göre çok daha fazla olur. Yenidoğan bebeklerde günde en az 18 saat uyku şartken, ergenlikte 11 saat uyku, beden gelişimi için çok önemlidir. Yetişkinlikten itibaren uyku ihtiyacı azalsa da, bilimsel çalışmalar gösteriyor ki, günde 6 saatten az uyumak, başta kalp krizi olmak üzere çeşitli hastalıklarda risk faktörünün artmasına neden olmaktadır. Uykunun süresi dışında, kalitesi de çok önemli. Uyku sırasında, vücut kendini tamir edebilecek rahatlıkta olamazsa, ertesi gün sanki hiç uyumamış gibi yorgun kalkar. Bu süreç kronik hale gelirse, vücut için uyku yük olmaya başlar. Gece kaliteli uyuyamayan kişi, gündüz sürekli yorgun, halsiz, bulunduğu yerde uyuklamaya meyilli olur. Ayrıca, bağışıklık sistemi de etkilendiğinden dolayı, kişi hastalıklara açık hale gelir. Ayrıca yeterli uyku alamayan kişiler gün boyu sersem gibi olur. Algıda azalma, tahammülsüzlük görülür. Bunun nedeni, vücudun kendini tamir etmek için zaman bulamamasından dolayı fonksiyon eksikliğidir.Uyku kalitemizi ve bütünlüğünü etkileyen pek çok etmen bulunmakta. Gelin bunları sırasıyla irdeleyelim;Oda Sıcaklığı: Vücudumuz sıcak ortamlarda mayışmaya, kendini salmaya; soğuk ortamlarda da dinç durmaya meyilli olsa da, serin yerde daha iyi uyuruz. Kaliteli bir uyku için vücut sıcaklığının çok küçük bir miktar düşmesi, iyi uyuyabilmemiz için gereklidir. Normalde oda ısısının 22-23 derecede olduğunu varsayarsak, uyuduğumuz ortamın sıcaklığının 20 dereceyi aşmaması gerekir. Hatta çoğu uzman, 18 derecenin kaliteli uyku için en ideal sıcaklık olduğunu savunmaktadır. Eğer oda sıcaklığı çok yüksekse, vücut çok ısınmaktan dolayı derin uykuya geçemez. Haliyle de terleme aralarında parça parça uyumaya çalışmaktan ertesi güne yorgun kalkarız.Alkol Kullanımı; alkol alımını takiben bir rahatlama, uykuya meyillilik hali görülse de, alkol kaliteli uykunun düşmanlarından biridir. Vücut, alkolü ve oluşturduğu yan ürünleri atabilmek için normalden çok daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu da, normal uyku süresinin kişi için yetersiz olmasına ve ertesi gün yorgun uyanmaya neden olur. Ayrıca alkol nedeniyle vücut sürekli tetikte kaldığı için, derin uykuya geçiş olamaz ve vücut sanki alarm halinde olur. Bu da parçalı uyumanın nedenlerinden biridir.Stres; uyku kalitemizi etkileyen en önemli faktördür. Ertesi gün yapılacaklar, sınavlar, başımızdan geçen olaylar gibi pek çok nedenden dolayı beynimiz sürekli meşgulken, uyku kalitemiz ve süremiz maalesef olumsuz etkilenmektedir. Uyku Apnesi: Uyku apnesi başlı başına çok büyük bir sorundur. Uyku sırasında, bilinçsizlik halinde, vücudun nefes almayı belli bir süre için unutması; bunun sonucunda da oksijensiz kalarak panik halinde uyanmak olarak tanımlayabiliriz uyku apnesini. Uyku apnesinin diğer hastalıklar, stres gibi pek çok sebebi olabilir. Nedeni ne ise bir an önce bulunmalı ve tedavi edilmelidir.Midenin Doluluk Durumu: Eğer yatmadan hemen önce bir şeyler yerseniz, belki psikolojik olarak kendinizi iyi hissedebilirsiniz ama vücudunuza yaptığınız kötülüğü biliyor musunuz? Vücut uyku sırasında kendini tamir etmeye harcayacağı enerjiyi dolu mideyi boşaltmaya harcadığından dolayı, ertesi güne yorgun kalkacaktır. Hatta bazen mide bile tam boşalamadığı için kahvaltı yapma ihtiyacı bile hissetmezsiniz. İşte bu durum, vücudun sürekli yorulmasına yol açar. Ayrıca gece hazımsızlıkları, gaz problemleri uykunun bölünmesine neden olur. Bu nedenle, yatmadan en az 2 saat önce yemeyi kesmeniz gerekir. Odanın ışıklandırması ya da dışarıdan gelen ışıklar da uyku kalitesini etkilemektedir. Derin uykuya dalabilmek için odanın mümkün olduğunca karanlık olması gereklidir. Şu anda çevremizi teknoloji bu kadar sarmasına rağmen, vücudumuz aslında hala eski çağların mekanizmaları ile çalışır. Yani ‘güneş doğdu, uyan, güneş battı uyu’. Ancak modern dünya çok farklı. Gece lambaları, sokaktan gelen ışıklar, cep telefonu, bilgisayar gibi elektronik aletlerden yayılan ışıklar, vücudumuza sürekli ‘hala gündüz ve uyumak için erken’ mesajı verir. Bu uyarıları alan vücudumuz ise, kaliteli uyku almak yerine sızıp kalır. Vücudumuz arada sinyaller göndererek bizi uyandırır, ışık durumunu tekrar kontrol eder ve biz yine sızarız. Bunu çoğu zaman fark etmeyiz bile. Ancak ertesi gün yine yorgun uyanırız. Bunu engellemek için ise yattığımız odayı mümkün olduğunca karanlık hale getirmeliyiz.Çevresel faktörlerin dışında hamilelik ve pek çok hastalık da uykunun bölünmesine, kalitesinin düşmesine neden olur. Altta yatan bu faktörler göz önüne alınarak, daha kaliteli ve daha sağlıklı bir uyku için önlemlerimizi almalıyız. Çünkü uyku, vücudumuzun oksijen ve su gibi en önemli ihtiyaçlarından biridir.Size sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir kış diliyorum.Soru, görüş ve önerileriniz için mail yollayabilirsiniz.Sağlıkla kalın...

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren