Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

25.04.2019

Son yıllarda tüm dünyada beslenme ve sağlık arasındaki ilişkiler araştırılmakta, ve görülüyor ki; yediğimiz yiyecekler sağlığımızı doğrudan etkiliyor. Bu etkileri doğrudan gördüğümüz en önemli organlarımızdan biri de böbreklerimiz. Yapılan araştırma ve çalışmalar gösteriyor ki; günlük tüketilen tuz miktarı 16 ila 18 gram aralığında. Ancak Dünya Sağlık Örgütü böbrek sağlığımız için normalde alınması gereken günlük tuz miktarını 4 ila 6 gram olarak belirlemiştir. Ama özellikle yediğimiz paketli, hazır gıdalarda, ihtiyacımızdan çok daha fazla tuz bulunmaktadır. Aldığımız bu tuz miktarı ise, bunu vücuttan atmaya çalışan böbreklerimizi yormaktadır. Son yıllarda tüm dünyada beslenme ve sağlık arasındaki ilişkiler araştırılmakta, ve görülüyor ki; yediğimiz yiyecekler sağlığımızı doğrudan etkiliyor. Bu etkileri doğrudan gördüğümüz en önemli organlarımızdan biri de böbreklerimiz. Yapılan araştırma ve çalışmalar gösteriyor ki; günlük tüketilen tuz miktarı 16 ila 18 gram aralığında. Ancak Dünya Sağlık Örgütü böbrek sağlığımız için normalde alınması gereken günlük tuz miktarını 4 ila 6 gram olarak belirlemiştir. Ama özellikle yediğimiz paketli, hazır gıdalarda, ihtiyacımızdan çok daha fazla tuz bulunmaktadır. Aldığımız bu tuz miktarı ise, bunu vücuttan atmaya çalışan böbreklerimizi yormaktadır. 
Böbrek hastalığı genellikle haber vermeden, sessizce ilerler. Önceden belirlemek çok zordur ve hastalıklar çıkmaya başladığında böbrek fonksiyonlarının bir kısmı zaten çoktan azalmıştır. En önemli belirtilerden biri sık idrara çıkmaktır. İdrar sıklığıyla birlikte çok su içmek görülür. Bunların dışında yorgunluk, bulantı-kusma ve şişlikler görülür. İşte bu belirtiler ciddiye alınıp erken tanı konulması çok önemlidir.
Böbrek hastalığı, tek başına görülen bir hastalık değildir. Ya böbrek hastalığı başka hastalıklara neden olur, ya da diğer hastalıklar böbrek hastalığına yol açar. Örneğin; şeker ve yüksek tansiyon hastalarının çok büyük bir kısmında, tedavilerin gecikmesi ya da kullanılan ilaçların yan etkisi nedeniyle ikincil olarak böbrek hastalıkları da gelişebilmektedir.
Bu hastalıkların dışında, fazla kilo, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme, bitkisel ürünlerin yanlış kullanımı, yetersiz ya da yanlış sıvı alımı böbrekleri yoran diğer etmenlerdir. Aslında tüm yediğimiz içtiğimiz gıdaların, tüm vücudumuzu geçtikten sonra,  en son böbreklerimizden atılacağını aklımızdan çıkarmamamız gerekmektedir.
Böbrekleri en çok zorlayan şeylerden biri de aşırı protein alımıdır. Özellikle spor yaparak kas kütlesini artırmak isteyen kişilerin, daha fazla kas kütlesi oluşturmak için aldıkları protein tozları böbrekleri çok zorlamaktadır. Proteinlerin alındıktan sonra atılması da böbrekler üzerinden olmaktadır. Bu durum sürekli olarak devam ederse, kronik böbrek hastalıklarına davetiye çıkarmaktadır.
Her kişinin vücut yapısı, sağlık durumu farklı olduğu gibi, yapacağı spor türü ve ihtiyacı olan protein miktarı da farklıdır. Ayrıca yaş, cinsiyet, yaşam tarzı ve diğer hastalıklar da vücut ihtiyaçlarımızı belirlemede önemlidir. Özellikle yüksek tansiyon hastaları, şeker hastaları, gut ya da böbrek taşı sorunları olanların, doktor kontrolü olmadan herhangibir gıda takviyesi kullanmaması gerekir. 
Tedavi, her hastalıkta olduğu gibi en pahalı yoldur. Hem insan sağlığı hem de ekonomik olarak bakıldığında, böbrek hastalıklarının külfeti çok yüksektir. Kronik böbrek hastalıklarının tedavisinde kullanılan diyaliz sistemleri çok gelişmiş olmasına rağmen, yine de yetersiz kalmaktadır. 
Her zaman söylediğimiz gibi, en iyi tedavi, hasta olmamaktır. O nedenle, kendi kendinizi takip etmeli, ev doktorunuza düzenli kontroller yaptırmalı, doktorunuzun söylediklerini takip ederek sağlığınızı korumak için her önlemi almalısınız.
Size sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bahar diliyorum.
Soru, görüş ve önerileriniz için mail yollayabilirsiniz.Sağlıkla kalın...

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren