Sayı | Ausgabe: 224 (16.06.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 15.7.2020

28.03.2019

 

Avrupa ya da Amerika’daki gibi gelişmiş toplumların en büyük sağlık sorunu maalesef obezite. Yemek bulmak için dışarı çıkmak zorunda olmamak, her köşe başında bir market ya da restoranın olması, işlenmiş şekerin çok kolay bulunması ve aşırı tüketimi, bizi doğal olarak obeziteye itiyor. Avrupa ya da Amerika’daki gibi gelişmiş toplumların en büyük sağlık sorunu maalesef obezite. Yemek bulmak için dışarı çıkmak zorunda olmamak, her köşe başında bir market ya da restoranın olması, işlenmiş şekerin çok kolay bulunması ve aşırı tüketimi, bizi doğal olarak obeziteye itiyor. 
Halbuki, bundan daha 50 sene önce, dedelerimiz, atalarımız, yiyeceklerini üretebilmek için baharda tarlaları, bostanları ekmeye başlar, hasat zamanına kadar da çalışırlardı. Bu bedensel çalışma ile yediklerinin arasıdaki denge sayesinde de gayet sağlıklı olurlardı. Ama bizler, sürekli masa başında iş yaptığımız için, her yere yürüyerek değil de araba ya da herhangibir araçla gittiğimiz için, yani yediklerimiz arttığı, yiyeceğe ulaşmak kolaylaştığı, hareketlerimiz azaldığı için sağlıksız olmaya başladık.
Kime sorsak, bize göre zayıf bile olsa 3-5 kilo fazlası var. Ancak bizim bugünkü konumuz, estetik açıdan değil de, daha çok sağlık açısından tehlike yaratacak boyutta kilo problemi olan kişiler. Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği değerler doğrultusunda, obez ya da obezite sınırında olan kişilerin, doktor kontrolünde, kilo vermede zorlanan, başka herhangibir çaresi kalmayan obez ve ileri derecede obez kişilerin başvurabileceği yöntemleri ele alacağız.
Kaba bir hesaplamayla, vücut kitle endeksi şöyledir; ağırlığınızı boyunuzun karesine böldüğünüzde (kg/m²) çıkan sonuç, fazla kilolu ya da obez olup olmadığınızı belirtir.• 18, 5 kg/m.'nin altında olanlar: Zayıf• 18.5 – 24, 9 kg/m. arasında olanlar: Normal kilolu• 25 – 29, 9 kg/m. arasında olanlar: Fazla kilolu• 30 – 39, 9 kg/m. arasında olanlar: Obez40 kg/m.'nin üzerinde olanlar: İleri derecede obez (morbid obez), olarak görülür.
Genel bir yaklaşımla, fazla kilolu bireylere diyet ve spor önerilirken, obezlerde durum farklıdır. Kilo yüzünden zaten spor yapmak zorken, bir de hormon dengesizlikleri başlamıştır. Kişide şişmanlığa bağlı diyabet, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, uyku apnesi ve eklem hastalığı olabilir. Diyet, egzersiz ve medikal yaklaşımlara rağmen bir türlü sonuç alamamış olması durumunda cerrahi müdahaleler zorunluluk haline gelir. Peki hangi tür ameliyatlar obezite tedavisinde kullanılıyor?
Mide Bandı (Mide Kelepçesi); Midenin üst kısmında yaklaşık 1 avuç yer bırakacak kadar mesafeden sonra, mideye bir bant (kelepçe) takılır. Kişi yemek yemeye başladığı zaman, yemekler öncelikle üst tarafta birikir, çok çabuk doyma hissi oluşur. Kişi, az yedim doydum, şiştim, duygusuyla yemek yemeyi bırakmak zorunda kalır. Ancak, bu yöntem iştahı kontrol altına almadığı için, kişi az porsiyonla da olsa sık sık yemek yediği için kilo almaya devam eder. Özellikle, ‘kelepçe taktırdım, istediğim her şeyi yiyebilirim.’ denirse kilo almanın önüne maalesef geçilemez. İşte bu nedenlerle, ameliyat sonrası diyete dikkat etmek çok çok önemlidir. Ayrıca bu yöntemde, midenin üst kısmında var olan baskı nedeniyle de mide yanmaları, kusma hissi gibi çeşitli rahatsızlıklar çok sık yaşandığında ileriki zamanlarda mide kelepesini çıkarmak zorunluluk haline gelmektedir.
Mide Küçültme;Bu yöntemde, cerrahın belirlediği bir boyutta midenin bir bölüm kesilerek çıkarılır ve midenin kapasitesi düşürülür. Aynı mide kelepçesinde olduğu gibi, midenin kapasitesi düşer ama iştah kontrolü olmazsa, kilo vermede etkisi olmaz hatta amaliyat nedeniyle daha da çok yaralar oluşabilir.
Mide Botoksu;Bu yöntem, göreceli olarak oldukça yeni bir method. Yüzdeki kırışıklıkları gidermede kullanılan Botulinium Toksini’ni, aynı şekilde mide kaslarına enjekte edilmekte, ve bu kasların hareketini kısıtlamakta. Bu sayede, yemekler daha geç sindirilmekte, midede daha uzun süre kalmakta ve bu sayede kilo verme görülmektedir. Ancak, sindirimin bu şekilde gecikmesi, mide içindeki yiyeceklerin ve asidin uzun süre orada kalması, mide duvarına zarar vermekte, ileri zamanlarda gastrit, ülser gibi sorunlara yol açmaktadır. Diğer bütün cerrahi yöntemlerde olduğu gibi, ameliyat sonrası doktorun verdiği diyete mutlaka uyulmalıdır. Bu yöntemin diğerlerine kıyasla bir avantajı var; botoks etkisi 6 içinde kendiliğinden geçmektedir. Yani, mide kelepçesinde sorun olduğunda ya da kişi yemeğe devam ettiğinde tekrar bir ameliyatla çıkarmak gerkirken, botoks uygulamasında 6 içinde mide kasları eski hareketine kendiliğinden kavuşmaktadır.

Yukarıda bahsettiğimiz gibi, hiçbir yöntem, tek başına etkili değildir. Bu ameliyatları gerçekleştirecek cerrahlar, tüm diğer kilo verme olasılıklarının denenmesi ve başarılı olunamaması durumunda, son çare olarak ameliyata başvurmaktadırlar. Ayrıca bu süreç, diyetislenlerle beraber psikolojik desteğin de gerekli olduğu bir süreçtir. Bu nedenlerle, bu ameliyatlar hafife alınmamalı, eğer bir sağlık sorununuz varsa, mutlaka doğrudan doktorunuzla temasa geçmelisiniz.
Size sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir bahar diliyorum.
Soru, görüş ve önerileriniz için mail yollayabilirsiniz.Sağlıkla kalın...

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren