Sayı | Ausgabe: 219 (16.01.2020)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 13.2.2020


Hepimiz iklim değişikliklerinden nasibimizi alıyoruz. Önceden sadece teorik olarak, biliminsanlarının bizi uyardığını düşündüğümüz küresel ısınma konusunu, artık hepimiz kendi evlerimizde bile hissediyoruz. Genç-yaşlı herkes, ‘Eskiden bu kadar sıcak olmazdı.’, diyor. Meteoroloji uzmanları haberlerde her yaz, ‘Geçen yüzyılın en sıcak günü’ rekorlarından bahsediyor. Avusturya, İngiltere gibi daha kuzey ülkelerde bile ev tipi klima satışları gittikçe artıyor. Peki vücudumuz buna nasıl adapte olacak?Öncelikle şunu belirtmek gerekir; biz insanlar, dünya üzerindeki en ekstrem koşullarda dahi kendimizi adapte ederek, hayatta kalmayı başarabilen tek canlı türüyüz. Kuzey Kutbu’nun soğuklarında ya da Ekvator’un sıcak ikliminde, kurak ya da sulak bölgeler. Hangi koşullar olursa olsun, kendimizi akıl sayesinde, o yöreye adapte edip, oranın koşullarında yaşamak için kendimize uygun ortamlar oluşturmayı başarabilmişiz. Herhangi bir hayvan ya da bitkinin bunu yapabilmesi imkansızdır. Muz sıcak memleketlerin meyvesidir, penguenler de Güney Kutbu’nda yaşar. Ama insanoğlu her yerde.Adaptayon yeteneği, aklın kullanılması ile mümkündür. Biz, günün şartlarına ve gerekliliklerine kendimizi adapte etmeyi bilen canlılarız. İşte bu yüzden de, bilgilerimizi her daim canlı tutmalı, daha çok araştırmalı ve kendimizi geliştirmeliyiz.Bu ayki yazımı; sıcak iklimlere daha çok dikkat etmesi gereken hamileler ve onların yakınlarını, yani hepimizi ilgilendiren sıcaklarla baş etme yollarına ayırmak istedim. Çoğunlukla bildiğimiz şeyler olabilir; ama ben tekrar tekrar hatırlatmak ve bu noktaların önemini göstermek isterim.• Sıvı Alımına Dikkat:  Sıvıdan kastettiğimiz; içtiğimizde, vücudun eksik olan su ve mineralleri karşılayabilecek kalitede olan maddelerdir. Yani; su, nane, ıhlamur, adaçayı gibi bitki çayları, ayran, maden suyu, duru çorbalar gibi. Kahve, siyah ya da yeşil çay, enerji içeçekleri gibi kafeince zengin içecekler ya da meyve suyu, kola gibi şeker oranı yüksek içecekler ise, vücudun su ihtiyacını karşılamadığı gibi, vücuttan su çekilmesine de neden olmaktadır. Sağlığımıza zararlı olan kafein ve şekeri idrarla atmaya çalışan vücudumuzdan, daha fazla su çıkışı olur. Zaten normal hayatımızda bile az tüketmemiz gereken bu içeceklerden, hamilelik döneminde tamamen uzaklaşılmalıdır. Bebeğin de sağlığı düşünülürse, günde en az 3 litre su içmeyi alışkanlık haline getirmek gerekir. Saf su olarak tüketemiyorsanız; içine limon, taze nane, zencefil gibi eklemeler yaparak suyunuzu tatlandırabilir, içimini kolaylaştırabilirsiniz.• Sıcak Nedeniyle Tansiyon Değişimine Dikkat: Sıcaklar, ani tansiyon iniş-çıkışlarına, bu da bebeğin kısa süreli oksijensiz kalmasına neden olabilir. O yüzden, öğlen çok sıcak saatlerde güneşin altında bulunmamaya, bol, rahat ve açık renkli giysiler giymeye, hava alan bir şapka ile başınızı güneşin dik gelen ışınlarından korumaya önem verin.• Beslenmenize Dikkat Edin: Normal hayatamızda olduğu gibi, hamilelik döneminde de sağlıklı beslenmeye dikkat etmeliyiz. Hamilelik, her istediğini yemek, gelsin tatlılar gitsin börekler demek değildir; aksine, daha çok dikkat edilmeli, özellikle ‘hamilelik şekeri’ hastalığı düşünülerek, şekerin azaltıldığı bir beslenme programının benimsendiği bir dönem olmalıdır. Gebelik sırasında, doğuma kadar maksimum 15-16 kilo almak, sağlıklı olan sınırdır. Bunun üzeri, sadece anneye yüktür ve bebeğin sağlıklı gelişimini engeller.• Hareketli Bir Hamilelik Dönemi Geçirin: Doktorunuz aksini söylemediği sürece, her gebe rahatlıkla normal yaşantısını sürdürmelidir. Buna ek olarak, günlük yürüyüş yaparak, gebeliğin son gününe kadar, vücudunuzu doğuma hazırlayabilirsiniz. Sıcaklar ve hormonlar nedeniyle, özellikle bacaklar ve ayaklarda oluşan ödemin atılabilmesinin en kolay yolu, düzenli yürüyüş yapmaktır. Attığınız her adımda, bacaklarınızdaki kaslar, oralarda biriken ödemi toplayarak atar. Ancak siz “hamileyim” diye sürekli yatarsanız, kaslarınız da tembelleşecek ve çalışmayı unutacak, bu nedenle de daha çok ödem oluşacaktır. Yürümek sadece ödemin atılmasına değil, doğumun kolay geçmesine de yardımcıdır. Yürüdükçe çalışan kasıklardaki kaslar, doğum sırasında daha kolay çalışarak, doğumun daha kolay ve az sancılı geçmesini sağlar. Yani kısacası: Yürüyün arkadaşlar!• Ilık Duş ve Masaj Yapın/Yaptırın: Suyun dinlendirici etkisinin yanı sıra, ferahlatıcı etkisi, kavurucu yaz sıcaklarında size iyi gelecektir. Ayrıca, her geçen gün büyüyerek gerilen karın için de, rahatlama kaynağıdır. Günlük duş alarak ve gebeler için çatlakları önleyici krem/yağları sürerken kendinize masaj yaparak, rahatlama sağlayabilirsiniz. Sıcak günlerde gece yatmadan önce alınan duş, size rahat ve huzurlu bir uyku sağlayacaktır.Sizlere sağlıklı, huzurlu gebelik diliyorum.Soru, görüş ve önerileriniz için   mail yollayabilirsiniz.Sağlıkla kalın...

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren