Sayı | Ausgabe: 217 (12.11.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 12.12.2019

21.05.2019

 

Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğünde geriye gidiş bir türlü önlenemediği gibi, özgürlükler açısından da iç açıcı haberler gelmiyor ne yazık ki...Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğünde geriye gidiş bir türlü önlenemediği gibi, özgürlükler açısından da iç açıcı haberler gelmiyor ne yazık ki...
Şu anda 150'ye yakın gazeteci ya da düşün insanı tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevlerindedirler.
UNESCO, Avrupa Birliği ve Türk Basın Konseyi'nin İstanbul'da düzenlediği (7 Mart 2019) “Medya'da Özdenetimin Önemi ve Dijital Çağda Özdenetim” konferansında Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç'in sözleri konferansa damgasını vurdu.
“Son yıllarda medya üzerindeki kara bulutlar dağılamıyor. Medya kurumları, gazeteler korku, baskı ve oto sansür nedeniyle temel işlevini yapamaz hale gelmiştir. Bu şartlarda medyada özdenetimin sağlanmasını istemek biraz lüks. Son 10 yıllık süreçte giderek aşağılara giden bir trend yaşamakta. Bu girdabın içinden çıkabilmesi için de kendini toparlaması, tam bağımsız özgür çalışma koşullarına sahip olmasıdır. Bunun için de yukarıdaki ellerin çekilmesidir. Medyayı özgür bırakın, kendi kendini denetleyerek yoluna devam etsin. Tıpkı Avrupa'da olduğu gibi.”
Gazeteciler, özgür çalışma koşullarına sahip değillerdir. Sudan bahanelerle ya da gözdağı verilerek görevlerinde işlevsiz bırakılmaktadırlar.
RSF (Sınır Tanımayan Gazeteciler)'nın raporunda Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında 157. sırada. 180 ülke arasında cezaevlerinde en çok gazeteci tutulan, yargılanan ve bununla birlikte Paradise Papers belgelerini haberleştirdiği için bir gazetecinin yargılandığı dünyada tek ülke olarak dikkat çekmektedir. RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, “Eğer politik tartışmalar gizlice ve açıkça, iç savaş ortanmına doğru giden ve gazetecilerin günah keçisi olduğu bir atmosferin oluşmasına yol açıyorsa, demokrasi büyük tehlike altında demektir. Bu korku ve tehdit çemberine son vermek, tarih boyunca edinilen özgürlüğe değer veren iyi niyetli tüm insalar için acil öncelik olmalı.” açıklaması ile baskı altındaki gazetecilere tercüman olmaktadır.
Dünya genelinde gazetecilerin özgür bir ortamda çalışabildiği ülke sayısı, azalmaktadır. Basın üzerindeki baskı ve kontrol gün geçtikçe daha da artmaktadır. Yaşadığımız ülke Avusturya'da da yeni hükümetle (ÖVP-FPÖ) birlikte gazeteciler üzerinde ara sıra baskı göze çarpmaktadır. Barış ve demokrasi havarisi Amerika'da da Trump'ın gazetecilere yönelik sert ve düşmanca açıklamaları ile birlikte, Amerikan basınına karşı baskıların katmerleştiğini gözlemliyoruz. Amerika tarihinde ilk kez gazeteciler ölüm tehditi almaktadır.

Gazeteciler, toplumların aydınlanma fenerleridirler. Eğer bu fener çalışmazsa, çalışamaz hale getirilirse, bir toplum karanlıkta kalır, önünü göremez. İyi bir gazeteci, egemenlerin, karanlık dünyaların korkulu rüyasıdır. Onlar için toplum aydınlanmamalıdır. Egemenler için iyi bir gazeteci yok hükmündedir. Ya işlevsiz hale getirilir, ya da yok edilir. 
Yazana, düşünene, düşündürene saygılı olacağız. Yazarına, çizerine, düşünürüne saygılı toplumlar, hep bir adım önde giderler. Gazeteciler, aydınlığın ve aydınlanmanın kilometre taşlarıdırlar. Aydınına sahip çıkmayan, hor gören, hakir gören toplumların iki yakası bir araya gelemez. İleri toplumların gelişmesinde aydınların rolü büyüktür, değerlidir.
Gazeteciler, yazılı ve görsel basının ozanlarıdırlar. Onları susturursanız, toplumu susturmuş olursunuz. Susan toplumlar ileriyi göremezler, sağır ve dilsiz olurlar.

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren