Sayı | Ausgabe: 217 (12.11.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 12.12.2019

28.03.2019

 

Yeni Zelanda'nın Christchurch şehrinde iki ayrı camiye cuma namazında yapılan kanlı saldırıda (15 mart 2019) 50 kişi yaşamını yitirdi. Bir o kadar da yaralı olduğu bildirildi.Yeni Zelanda'nın Christchurch şehrinde iki ayrı camiye cuma namazında yapılan kanlı saldırıda (15 mart 2019) 50 kişi yaşamını yitirdi. Bir o kadar da yaralı olduğu bildirildi.
Olayı “bir terör saldırısı” alarak açıklayan Yeni Zelanda Başbakanı Jakinde Andern, “eşi benzeri görülmemiş saldırının” ülke tarihinin en karanlık günlerinden biri olarak nitelendirdi. Ülke yönetimi sıkı önlemler alarak, ülke genelinde operasyonlar düzenledi ve 4 saldırganı adalet karşısına çıkardı. Doğru olanı da budur. Yeni Zelanda yönetimi teröre karşı kararlı tutumundan dolayı övgüye değer buluyorum. İşi savsaklamadılar ve gereğini yaptılar. Terörün ve teröristin iyisi-kötüsü olamaz. Terör ve terörist kandan beslenir, savunulacak bir yanı yoktur. “Benim teröristim iyidir” aptallığı artık bir son bulmalıdır. Bilişim çağındayız, insanlık böylesi çağdışı kafalara desteğini vermemelidir. Irak ve Suriye'de kelle uçuran bir yobazla, Yeni Zelanda'da camide insan katleden yobaz arasında hiç bir fark göremiyorum. İkisinin de gözü dönmüş ve çağ dışılar... İkisi de insan düşmanı, insanlığın düşmanı...
Katil Brenton Tarrant'ın eline birileri tarafından tutuşturulan manifestoda Türklerle ilgili bölümde, “topraklarınızda huzur içinde yaşayabilirsiniz, size zarar gelmeyecek, Boğaz'ın doğu yakasında. Ama boğazın batı yakasında bir yerde yaşamayı denerseniz, Avrupa'ya gelirseniz sizi öldüreceğiz. Konstantinopolis'e (İstanbul) gelir, tüm cami ve minareleri yıkarız. Ayasofya minarelerden kurtulacak ve Konstantinopolis hak edildiği gibi tekrar Hristiyan şehri olacak.” ifadelerine yer vermişler. Dünyadaki diğer terör gruplarının ifadeleri de üç aşağı, beş yukarı hep aynı telden. Tehdit, kan ve göz yaşı... Çekin kirli ellerinizi insanlığın üzerinden. Gelen görüntüler dehşet verici, insanın kanı donuyor. Dini ve ırkçı nefret, masum insanları hedef alıyor.
İnsanlık tarihinin başlangıcından günümüze her dönem, dünyanın her köşesinde baskı ve şiddet hep var olmuştur. Yani, şiddet ve terörün insanlık tarihi kadar eski olduğunu söyleyebiliriz. Günümüz, bilişim ve teknoloji çağı. Böylesi aptallıklar insanlığa hiç mi hiç yakışmıyor. Hele, hele teröre maddi ve manevi destek olanlara hiç yakışmıyor. Oysa, dünyamız çok güzel, hepimize yeter. Yeter ki adil davranalım, birbirimize tahammül edelim. Tek Tanrı'ya inanıyoruz. Renklerimiz farklı olabilir. Ama kanlarımız kırmızı bizim. Neyi paylaşamıyoruz? Bu kan davası nereye kadar sürecek?
İnsanın, kendisi gibi düşünmeyeni ötekileştirdiği ya da oldürdüğü ve de savaşa dönüştürdüğü dünyamızda, bu tür aptallıklara yine insanlığın dur demesi gerekiyor. Yine tekrarlıyorum, dünyamız çok güzel ve hepimize yeter. Bu aç gözlülük, bu bencillik neden?
Terör korkakların sahte cesaretidir. Terörist, korku salar. Ama son derece korkaktır. Ele geçince süklüm-püklüm oluverir. Pişmandır, birileri kandırmıştır. Olan yine masum insanlara oluyor.
Terörün yarattığı ruhsal tahribat, bireylerin yaşamında derin yaralar bırakır. Terör, yürekleri endişeyle doldurur. Teröristleri güdüleyen büyük devletler bunun bilincindedirler. Emperyaller, uyanık ve bilinçli toplumları istemezler. Onun için, kendi teröristini yetiştirirler.
Yeni Zelanda'da yapılan katliam IŞİD, El-Kaida gibi radikal terör gruplarına açık davetiyedir, onlara hazır gerekçe sunmaktadır. Özellikle Avrupa'da bu tür eylemlere yeltenebilirler.
Dünya üzerinde emperyalizm ve bazı çıkar grupları var oldukça insanların din, dil, mezhep, milliyet, etnik köken üzerinden birbirlerine düşman edilmesi ne yazık ki devam edecektir. Tek çıkış yolu, insanlığın bu gerçeği anlayıp, birbirinden farklı olmadığını olmadığını kavrayacak bilince ulaşmasıdır.

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren