Sayı | Ausgabe: 217 (12.11.2019)
Gelecek sayı | Nächste Ausgabe: 12.12.2019

 

Engizisyon işkence yöntemleri ve işkenceleri, dünyadaki işkencecilere ilham kaynağı olmuştur. Ortaçağ işkencecileri tüm dünyada hala görevinin başındadır. Örneğin: Amerika'da elektrikli sandalyede ölüm cezası vardır. (Tanrı insanı Amerikan hapisanelerine düşürmesin.) Suriye'de yaşanan savaşta gördüklerimiz, insanın insana yaptığı en büyük kötülük ve de işkencelerdir. Diri, diri pişirilen insanlar, boyunları kılıç darbesiyle vurulan çocuklar,... ırzına geçilen çocuklar, kadınlar ... Ortadoğu'da Ortaçağı görüyorum. Korkunç dokunaklı ve de okunaklı... Yöntem ve ruh aynı... Aptalca... gaddarca...
1277 Ortaçağ'ında düşünceye yasaklar getirildi. Bilim insanları, düşünürler, sanatçılar, yazarlar özellikle Paris gibi önemli bir merkezi tek, tek terk ettiler. Yasaklamalar sonucunda teknik gelişmeler nerdeyse durma noktasına geldi. 13. yüzyıl aydınlanmacı hareketi ve Rönesens çok büyük darbe yedi. Baskı, işkence ve dini yobazlığın egemen olduğu karanlık bir çağ başladı. Halka göz dağı vermek için, 1327 yılında astrolog Ceccu d'Ascoli Floransa Meydanı'nda yakılarak öldürüldü. Onbinlerce kişi cadılıkla suçlanarak işkenceden geçirilerek yok edildi. Teknik gelişmelerin durması ve halkın kendisini dine kaptırması üretimi durdurdu. Bunun sonucunda korkunç bir biçimde açlık ve salgın hastalıklar baş gösterdi. 1315-1317-1318 yılları kıtlık yıllarıdır. Aşırı yağışlar tarımı bitirir, onbinler açlıktan kırılır. 1337'da başlayan Yüz Yıl Savaşı'yla Avrupa iflas eder, karanlığa gömülür.
1347-1350 yılları en kötü açlık-kıtlık yıllarıdır. Zayıf düşen halk, vebanın pençesinde yok olur. Kara Ölüm'le nüfusunun büyük çoğunluğunu kaybeder. Felaketlerin sorumlusu Kilise ve Engizisyondur. İşkence ve dini bağnazlıkla susturulan insalık, vebanın iğrenç ellerinde pisi pisine yok edilmiştir. Bir avuç derebeyi ve yobaz kilise yüzünden insanlık heder edildi bu topraklarda.
Faşist Hitler Almanya'sında milyonlarca insan, daha profesyonelce işkenclerden geçti. Hitler rejimi Ortacağ işkencecilerinin pabucunu dama atacak şekilde en acımasız, en akıl almaz işkenceleri insanlar üzerinde uyguladı.
Ortaçağ'da Engizisyon mahkemelerinde işkence 1252'de başlamış, 1816'da kilise tarafından kaldırılmıştır. 500-600 yıl Kıta Avrupası kötü muamele ve işkence altında inlemiştir. Dile kolay 600 yıl... Toprak ağaları, derebeyler, baronlar kendi işkence merkezlerini kurmuş ve kendi işkence tekniklerini kullanmışlardır. Suçlu, suçsuz demeden sokaklardan topladıkları yoksul ve çaresiz insanları sırf zevkleri için işkence yapmışlardır. İşkence konusunda bir nevi deneyim kazanmışlardır. Topraklarında, madenlerinde, malikanelerinde çalışmayan ya da vergi vermeyen insanlar akıl almaz işkencelerden geçirilmişlerdir. İşkence, Orta Çağ'dan 18. yüzyıla kadar soruşturmalar ve mahkemelerde meşru olarak kullanılmıştır. İşkenceciler özellikle kilise papazları ya da kilise çevresinden oluşuyordu. Kilise'ye ya da uygulamalarına soğuk bakan ya da karşı çıkan herkes “kafir”di.
En ağır ceza olarak en acımasız işkence; derinin yüzülmesi, kazığa oturtma, gözlerin oyulması, çivili sandalye ya da çivili beşiğe oturtma olarak söyleyebiliriz. Günümüz Avrupasında zaman zaman işkence ve kötü muamele ile ilgili haberler çıkıyor. Huylu, huyundan vazgeçer mi?
Eski çağlardan, Orta Çağ'a ve bugüne değin gelen işkence teknikleri:
Gözleri oyma, falaka, soğuk duş, dişleri sökme, tırnak sökme, diz kapaklarını kırma, kaynar suda haşlama, tecavüz etme, makatına şişe ya da job sokma, deri yüzme, cinsel sakatlama, saçlarını sökme, elektrik verme, iğdiş etme, havasız bırakmak, parmak koparma, aç farelere yedirme, yılanlı kuyulara atma, Filistin askısı, uykusuz bırakma, suda boğma, dilini kesme, çıplak bırakılma, asit koklatma, yakmak, canlı gömmek, hastalık bulaştırmak, bedenini parçalara ayırmak, kazığa oturtmak, çivili sandalyede oturtmak, çivili beşikte yatırmak, elektrikli sandalyede infaz etmek, ezerek öldürmek, kaynar katran kuyusuna atmak, aşırı ses dinletme, iple ya da telle boğma, Cezayır kancası, cinsel organlara ya da meme uclarına elektrik verme, aşırı ışıkla kör etme, el parmak aralarına sert cisimler koyarak sıkma, cinsel ilişkiye zorlama, insan dışkısı bulaştırma ya da yedirme...
Bu sıraladığım işkence yöntemleri yüz yıllardır dünyanın tüm coğrafyalarında kullanılmış olup, en meşhur olanlarıdır.
Bu satırların yazarı da işkence tezgahından geçmiş olup; işkencenin en acımasızını görmese de, üzerinde sigara söndürüldüğünü, manyeto ile elektrik verildiğini, insan dışkısı bulaştırıldığını, havasız bırakıldığını, falakaya yatırıldığını, parmaklarına zarar verildiğini, dipçik darbeleriyle kafa tasının çatladığını sizlerle paylaşabilir.
İşkencecim Necdet Menzir ve ekibiydi. Bizzat onun işkencelerine maruz kalmıştım. Ben ve arkadaşlarım ser vermeden, alnımızın akıyla işkencelerden çıkmıştık. Keşke o, bugün hayatta olsaydı. O beni çok iyi bilir. Söyleyeceklerim olacaktı ona. Ama acılar içinde kıvranarak terk etti bu dünyayı. Ateşi bol olsun.
İşkence, insanlık dışı ve onur kırıcı bir uygulamadır. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nde “Hiç kimse işkenceye, insanlıkdışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamaz.” der. Buna rağmen; Avrupa ve dünyanın diğer coğrafyalarında işkence feryatları gelmeye devam ediyor. Ayrımcılık ve kötü muamele kol geziyor diyebiliriz. İşkence ve kötü muamele yasaktır. “Delilleri bul, cezayı ver!!!”
İşkencesiz bir dünya özlemiyle... Sevgiyle kalın...

Köşe Yazarları | Autoren
Köşe Yazarları | Autoren